Bu Blogda Ara

30 Kasım 2017 Perşembe

15-HİCR


Mushaftaki resmi sırası 15.
iniş sırasına göre ise 54. suredir.
Toplam ayet sayısı : 99 ayettir
Sure adını, 80. ayetteki "Hicr halkı" kelimesinden almıştır. Hicr Taşlık bölge anlamına gelen bu kelime, "yasak bölge" manasına da gelmektedir.Semud kavminin yaşadığı yerin adıdır. Hicr, Medine ile Şam arasında bir vadidir.
İndiği dönem  :  Mekke'de, Yusuf suresinden sonra inmiştir. Surenin 87. ayetinin Medine'de indiği rivayeti de vardır.


14.CÜZ
Bismillahirrahmanirrahim 

Hicr 15/1Elif, Lam, Ra. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.
الَرَ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُّبِينٍ
Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbi ve kur’ânin mubîn

Hicr 15/2
Inkar edenler, keske biz de teslim / musluman olsaydik temennisinde bulunacaklardir.
رُّبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ كَانُواْ مُسْلِمِينَ
Rubemâ yeveddullezîne keferû lev kânû muslimîn
Hicr 15/ 3 Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş ümitler onları oyalayadursun. yakında öğrenecekler.
ذَرْهُمْ يَأْكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلْهِهِمُ الأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Zerhum ye’kulû ve yetemetteû ve yulhihimul emelu fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).
Hicr 15/ 4 Biz, hiçbir kenti ilâhî kitaptan haberdar kılmadan helâk etmedik.
وَمَا أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلاَّ وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ
Ve mâ ehleknâ min karyetin illâ ve lehâ kitâbun ma’lûm(ma’lûmun)..
Hicr 15/ 5 Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.
مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْونَ
Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ ve mâ yeste’hırûn(yeste’hırune).

Hicr 15/ 6 Dediler ki: “Ey kendisine Zikir  indirilen! Sen mutlaka bir mecnunsun / delisin.”
وَقَالُواْ يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ
Ve kâlû yâ eyyuhâllezî nuzzile aleyhiz zikru, inneke le mecnûn(mecnûnun)
Hicr 15/ 7 Doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!'
لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلائِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
Lev mâ te’tînâ bil melâiketi in kunte minas sâdıkîn(
Hicr 15/ 8 Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.
مَا نُنَزِّلُ الْمَلائِكَةَ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَا كَانُواْ إِذًا مُّنظَرِينَ
Mâ nunezzilul melâikete illâ bil hakkı ve mâ kânû izen munzarîn
Hicr 15/ 9  Şüphesiz zikri biz indirdik ve onun koruyucuları da elbette biziz.
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
İnna nahnü nezzelnez zikra ve inna lehu le hafizun
Hicr 15/ 10   Andolsun, senden önce  evvelki  topluluklara da elçiler gönderdik.
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الأَوَّلِينَ
Ve lekad erselnâ min kablike fî şiyaıl evvelîn

Hicr 15/ 11 Onlara hiçbir elçi  gelmiyordu ki onunla alay etmesinler.
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلاَّ كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ
Ve mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne)
Hicr 15/ 12  İşte böyledir. Suçluların kalplerinde inkarcılık  sokarız.
كَذَلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
Kezâlike neslukuhu fî kulûbil mucrimîn(mucrimîne).
Hicr 15/ 13 Evvelkilerin kanunu /sünneti geçmiş iken onlar  o'na inanmazlar.
مَا نُنَزِّلُ الْمَلائِكَةَ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَا كَانُواْ إِذًا مُّنظَرِينَ
Mâ nunezzilul melâikete illâ bil hakkı ve mâ kânû izen munzarîn(munzarîne).
Hicr 15/ 14 Ve eğer onların üzerine gökten bir kapı açsak da oradan yukarıya çıkacak olsalar.
وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ السَّمَاء فَظَلُّواْ فِيهِ يَعْرُجُونَ
Ve lev fetahnâ aleyhim bâben mines semâi fe zallû fîhi ya’rucûn(ya’rucûne).
Hicr 15/ 15 Mutlaka: 'Bizim gözlerimiz döndürüldü. Belki de biz büyülenmiş bir topluluğuz' derler.
لَقَالُواْ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ
Le kâlû innemâ sukkiret ebsârunâ bel nahnu kavmun meshûrûn(meshûrûne).

 Hicr 15/ 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَاء بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ
Ve lekad cealnâ fîs semâi burûcen ve zeyyennâhâ lin nâzırîn(nâzırîne).
Hicr 15/ 17  Ve onu,kovulmuş  her şeytandan  koruduk.
وَحَفِظْنَاهَا مِن كُلِّ شَيْطَانٍ رَّجِيمٍ
Ve hafıznâhâ min kulli şeytânin racîm(racîmin).
Hicr 15/ 18  Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
إِلاَّ مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُّبِينٌ
İllâ menisterakas sem’a fe etbeahu şihâbun mubîn(mubînun).
Hicr,15/ 19 Yeryüzünü uzattık,ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada hikmetle ölçülmüş her şeyden bitkiler bitirdik.
وَالأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيْءٍ مَّوْزُونٍ
Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ ravâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli şey’in mevzûn
Hicr15/20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızıklarını veremediğiniz kimseler için geçim yollarını yarattık.
وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُ بِرَازِقِينَ
Ve cealnâ lekum fîhâ meâyişe ve men lestum lehu bi râzıkîn

Hicr 15/21 Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Ama biz onu ancak belirli bir ölçüde/bir kaderle indiririz.
وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ عِندَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلاَّ بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ
Ve in min şey’in illâ indenâ hazâinuhu ve mâ nunezziluhû illâ bi kaderin ma
Hicr 15/22 Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip ,semadan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
وَأَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَا أَنتُمْ لَهُ بِخَازِنِينَ
Ve erselnâr riyâha levâkıha fe enzelnâ mines semâi mâen fe eskaynâkumûhu, ve mâ entum lehu bi hâzinîn(hâzinîne).
Hicr 15/23 Gerçekten biz, elbette biz hayat verir ve öldürürüz. mirasçıları de biziz.
وَإنَّا لَنَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ
Ve innâ le nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnul vârisûn(vârisûne).
Hicr 15/24  And olsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz ve andolsun geride kalanları da biliriz.وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ
Ve lekad alimnâl mustakdimîne minkum ve lekad alimnâl muste’hırîn(muste’hırîne).
Hicr 15/25 Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O ,el Alim'dir gizli açık her şeyi mükemmel bilir ..el hakimdir doğru hükümler verir  ve  yaptığı herşeyde pek çok  hikmet bulunandır
وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
Ve inne rabbeke huve yahşuruhum, innehu hakîmun alîm(alîmun).

Hicr 15 / 26 Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn
Hicr 15 / 27 Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden semûm’un kavurucu' ateşinden yaratmıştık.
وَالْجَآنَّ خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ السَّمُومِ
Vel cânne halaknâhu min kablu min nâris semûm
Hicr 15 / 28 Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir beşer yaratacağım
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِّن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî hâlikun beşeren min salsâlin min hamein mesnûn
Hicr 15/ 29 “Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”
فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُ سَاجِدِينَ
Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn
 Hicr 15/ 30  Bunun üzerine meleklerin tümü topluca secde ettiler.
فَسَجَدَ الْمَلآئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ
Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne).

 Hicr 15/ 31 Yalnız İblis; secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى أَن يَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
İllâ iblîs(iblîse), ebâ en yekûne meas sâcidîn(sâcidîne).
 Hicr 15/ 32 Dedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?"
قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلاَّ تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
Kâle yâ iblîsu mâ leke ellâ tekûne meas sâcidîn(sâcidîne).
Hicr 15 / 33 Dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın beşere  secde edemem”
قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ ﴾مَّسْنُون
Kâle lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsâlin min hamein mesnûn
Hicr 15 / 34 Dedi ki: 'Öyleyse çık oradan, sen artık taşlanmış, lânetlenmiş olarak kovuldun
قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ
Kâle fahruc minhâ fe inneke recîm(recîmun).
Hicr 15 / 35 "Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir.
وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ
Ve inne aleykel lâ’nete ilâ yevmid dîn(dîni).
Hicr 15 / 36  Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı."
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Kâle rabbi fe enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).

Hicr 15 / 37 Dedi ki: 'O halde sen süre tanınanlardansın.
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنظَرِينَ
Kâle fe inneke minel munzarîn(munzarîne).
Hicr 15 / 38 Bilinen günün vaktine kadar.
إِلَى يَومِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ
İlâ yevmil vaktil ma’lûm(ma’lûmi).
Hicr 15/39 Dedi ki: "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, mutlaka ben de yeryüzünde onlara  süslü göstereceğim  ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!
الَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِي لأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الأَرْضِ وَلأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fîl ardı ve le ugviyennehum ecmeîn
Hicr 15/ 40 Ancak onlardan muhlis olan kulların hariç .
إِلاَّ عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ
İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn

Hicr 15/ 41 Buyurdu ki  «İşte bana varan dosdoğru yolum budur.»
قَالَ هَذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ
Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm
Hicr 15 / 42 Şüphesiz Senin benim kullarım üzerinde hakimiyetin yoktur."Ancak,azgınlardan sana uyanlar bunların dışındadır.'
إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلاَّ مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ
İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultânun illâ menittebeake minel gâvîn
Hicr 15/ 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsine  vaadedilen yer, elbette,cehennemdir."
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ
Ve inne cehenneme le mev’ıduhum ecmaîn(ecmeîne).
Hicr 15/ 44 Onun yedi kapısı vardır ve  Her kapı için onlardan bir bölüm ayrılmıştır.
لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ
Lehâ seb’atu ebvâb(ebvâbin), li kulli bâbin minhum cuz’un maksûm(maksûmun).
Hicr 15/ 45 Muhakkak ki; takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûn

Hicr 15 / 46 Onlara: «Selametle güven içinde oraya girin» denir.
ادْخُلُوهَا بِسَلاَمٍ آمِنِينَ
Udhulûhâ bi selâmin âminîn
Hicr 15 / 47 Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak  karşılıklı otururlar.
وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَى سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ
Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min gıllin ıhvânen alâ sururin mutekâbilîn
Hicr 15 / 48 Orada onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak değildirler.
لاَ يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ
Lâ yemessuhum fîhâ nasabun ve mâ hum minhâ bi muhracîn
Hicr 15 / 49  Kullarıma; şüphesiz Ben,  gafûrun rahîmim suçları örterim, ikramım bol,  çok merhametli olduğumu  haber ver !
نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Nebbi’ ibâdî ennî enel gafûrur rahîm
Hicr 15 / 50 Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir!
وَ أَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الأَلِيمَ
Ve enne azâbî huvel azâbul elîm

Hicr 15 / 51  Onlara İbrahim'in konuklarından da haber ver.
وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِ بْراَهِيمَ
Ve nebbi’hum an dayfi ibrâhîm(ibrâhîme).
Hicr 15 / 52 Onun' yanına girdikleri zaman“Selâm” demişlerdi. O da,“Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti.
إِذْ دَخَلُواْ عَلَيْهِ فَقَالُواْ سَلامًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ
İz dehalû aleyhi fe kâlû selâmâ(selâmen), kâle innâ minkum vecilûn(vecilûne)
Hicr 15 / 53 Dediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir oğul müjdelemekteyiz."
قَالُواْ لاَ تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلامٍ عَلِيمٍ
Kâlû lâ tevcel innâ nubeşşiruke bi gulâmin alîm(alîmin).
Hicr 15 / 54 Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"
قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِي عَلَى أَن مَّسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
Kâle e beşşertumûnî alâ en messeniyel kiberu fe bime tubeşşirûn(tubeşşirûne).
Hicr 15 / 55 Seni hak ile müjdeledik. Şu halde  umudunu kesenlerden olma.dediler.
قَالُواْ بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلاَ تَكُن مِّنَ الْقَانِطِينَ
Kâlû beşşernâke bil hakkı fe lâ tekun minel kânıtîn(kânıtîne).

Hicr 15 / 56 Rabbinin rahmetinden şaşmış ve sapmışlardan başka kim ümit keser?' dedi.
قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِ إِلاَّ الضَّآلُّونَ
Kâle ve men yaknetu min rahmeti rabbihî illâd dâllûn(dâllûne).
Hicr 15 / 57 Dedi ki: “Ey  elçiler O halde işiniz nedir ?
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
Kâle fe mâ hatbukum eyyuhâl murselûn(murselûne).
Hicr 15 / 58 Dediler ki: "Gerçekte biz, suçlu, günahkar olan bir topluluğa gönderildik."
قَالُواْ إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَى قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
Kâlû innâ ursilnâ ilâ kavmin mucrimîn(mucrimîne).
Hicr 15 / 59 Ancak Lût ailesi hariç, inananların hepsini kurtaracağız.
إِلاَّ آلَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
İllâ âle lût(lûtın), innâ le muneccûhum ecmaîn(ecmaîne).
Hicr 15 /60 Lût'un karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.
إِلاَّ امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ
İllâmraetehu kaddernâ innehâ le minel gâbirîn(gâbirîne).

Hicr 15 /61 Gönderilmiş olan Elçiler Lût âilesine geldikleri zaman.
فَلَمَّا جَاء آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ
Fe lemmâ câe âle lûtınil murselûn(murselûne).
Hicr 15 /62  Siz tanınmayan bir topluluksunuz' dedi.
قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
Kâle innekum kavmun munkerûn(munkerûne).
Hicr 15 /63  Dediler ki: 'Hayır, biz onların hakkında şüphe ettikleri şeyi sana getirdik.
قَالُواْ بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمْتَرُونَ
Kâlû bel ci’nâke bi mâ kânû fîhi yemterûn(yemterûne).
Hicr 15 /64 Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
وَأَتَيْنَاكَ بَالْحَقِّ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ
Ve eteynâke bil hakkı ve innâ le sâdikûn(sâdikûne).
 Hicr 15 /65 Hemen gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar. Sen de arkalarından git. İçinizden kimse arkasına dönüp bakmasın. Emrolunduğunuz yere gidin.'
فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَاتَّبِعْ أَدْبَارَهُمْ وَلاَ يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَامْضُواْ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
Fe esri bi ehlike bi kıt’ın minel leyli vettebı’ edbârahum ve lâ yeltefit minkum ehadun vamdû haysu tu’merûn(tu’merûne).

Hicr 15 /66  Ona kesin olarak şu emri bildirdik: 'Sabaha girdiklerinde  bunların kökü kesilecektir.'
وَقَضَيْنَا إِلَيْهِ ذَلِكَ الأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَؤُلاء مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
Ve kadaynâ ileyhi zâlikel emre enne dâbira hâulâi maktûun musbihîn(musbihîne).
Hicr 15 /67 Şehir halkı, birbirlerini müjdeleyerek konukların yanına geldi
وَجَاء أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
Ve câe ehlul medîneti yestebşirûn(yestebşirûne).
Hicr 15 /68 Dedi ki: 'Bunlar benim konuklarımdır.Sakın beni utandırmayınız!
قَالَ إِنَّ هَؤُلاء ضَيْفِي فَلاَ تَفْضَحُونِ
Kâle inne hâulâi dayfî fe lâ tefdahûni.
Hicr 15 /69 Allah’a karşı takvalı olun, beni utandırmayın.
وَاتَّقُوا اللّهَ وَلاَ تُخْزُونِ
Vettekullâhe ve lâ tuhzûni.
Hicr 15 /70 Onlar: 'Biz seni başkalarına karışmaktan menetmemiş miydik?' dediler.
قَالُوا أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ
Kâlû e ve lem nenheke anil âlemîn(âlemîne).

Hicr 15 /71 Şöyle dedi “İşte bunlar, kızlarım! Eğer yapıcılarsanız.
قَالَ هَؤُلاء بَنَاتِي إِن كُنتُمْ فَاعِلِينَ
Kâle hâulâi benâtî in kuntum fâilîn(fâilîne).
Hicr 15 /72  Senin hayatına yemin olsun ki, onlar sarhoşlukları  içinde bocalıyorlar.
لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
Le amruke innehum le fî sekretihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Hicr 15 /73  Müşrikleri güneş doğarken onları  korkunç ,ses / bir sayha yakaladı.
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Fe ehazethumus sayhatu muşrikîn(muşrikîne).
Hicr 15 /74  Ve böylece,onun ,üstünü altına getirdik. Onların üzerine siccîl’den  taşlar yağdırdık.
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ
Fe cealnâ âliyehâ sâfilehâ ve emternâ aleyhim hıcâraten min siccîl(siccîlin).
 Hicr 15 /75  Şüphesiz bunda iyi düşünenler için ibretler vardır.
إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَاتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
İnne fî zâlike le âyâtin lil mutevessimîn (mutevessimîne).

 Hicr 15 /76 O, gerçekten bir yol üstünde durmaktadır.
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقيمٍ
Ve innehâ le bi sebîlin mukîm(mukîmîn).
Hicr 15 /77  Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır.
إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّلْمُؤمِنِينَ
İnne fî zâlike le âyeten lil mu’minîn(mu’minîne).
Hicr 15 /78 Eyke halkı da gerçekten zalim idiler.
وَإِن كَانَ أَصْحَابُ الأَيْكَةِ لَظَالِمِينَ
Ve in kâne ashâbul eyketi le zâlimîn (zâlimîne).
Hicr 15 /79  Bu yüzden onlardan da intikam aldık. Her ikisi de açık bir yol üzerindedir.
فَانتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ
Fentekamnâ minhum, ve innehumâ le bi imâmin mubîn
 Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şu’ayb kavminin yaşadığı Eyke kavmine hak ettikleri cezayı uğrayanların kalıntıları gelecek nesillere ibrettir.Hala her iki memleket de işlek ana yol üzerindedirler
Hicr 15 /80 Andolsun, Hicr halkı da gönderilen  elçileri yalanlamıştı.
وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَابُ الحِجْرِ الْمُرْسَلِينَ
Ve lekad kezzebe ashâbul hicril murselîn(murselîne).

Hicr 15 /81 Biz onlara mucizelerimizi (ayetlerimizi )vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
وَآتَيْنَاهُمْ آيَاتِنَا فَكَانُواْ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Ve âteynâhum âyâtinâ fe kânû anhâ mu’rıdîn(mu’rıdîne).
Hicr 15 /82 Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı.
وَكَانُواْ يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا آمِنِينَ
Ve kânû yanhıtûne minel cibâli buyûten âminîn(âminîne).
Hicr 15 /83 Derken, sabah vaktine girdiklerinde, onları o dayanılmaz çığlık/sayha  yakalayıverdi.
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
Fe ehazethumus sayhatu musbıhîn(musbıhîne).
Hicr 15 /84 Kazandıkları kendilerinden bir şeyi savamadı.
فَمَا أَغْنَى عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
Fe mâ agnâ anhum mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Hicr 15 /85 Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri ancak hak ile yarattık. Şüphesiz o saati de gelecektir. Şimdi sen güzel bir hoşgörü göster.
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلاَّ بِالْحَقِّ وَإِنَّ السَّاعَةَ لآتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ
Ve mâ halaknâs semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakk(hakkı), ve innes sâate le âtiyetun fasfehıs safhal cemîl(cemîle).


Hicr 15 /86 Şüphesiz senin Rabbin, O; huvel hallâkul hiç durmadan ,gerektiği ölçü ve kıvamda  yaratan gizli açık her şeyi mükemmel bilendir alîmdir.
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلاَّقُ الْعَلِيمُ
İnne rabbeke huvel hallâkul alîm(alîmu).
Hicr 15 /87 Sana o mesânîden yedi (ayeti) ve yüce Kur’ân’ı verdik.
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ
Velekad âteynâke seb’an mine-lmeśânî velkur-âne-l’azîm
Hicr 15 /88 Onlardan bazı kimselere kat ,kat met’a /  faydalandırdığımız ,şeylere gözünü dikme,Onlar için mahzun olma.  Sen müminlere kol kanat ger.
لاَ تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَى مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِّنْهُمْ وَلاَ تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
 Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum ve lâ tahzen aleyhim vahfıd cenâhake lil mu’minîn(mu’minîne).
Hicr 15 /89 De ki; şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.
وَقُلْ إِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ
Ve kul innî enen nezîrul mubîn(mubînu).
Hicr 15 /90 Nitekim bölüp ayıranlara da indirdiğimiz gibi
كَمَا أَنزَلْنَا عَلَى المُقْتَسِمِينَ
Ke mâ enzelnâ alâl muktesimîn(muktesimîne).

Hicr 15 /91 İşte onlar, Kur'ân'ı parça parça ettiler
الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ
Ellezîne cealûl kur’âne ıdîn(ıdîne).
Hicr 15 /92 Rabbine yemin olsun ki onların hepsine mutlaka soracağız.
فَوَرَبِّكَ لَنَسْأَلَنَّهُمْ أَجْمَعِيْنَ
Fe ve rabbike le nes’elennehum ecmaîn(ecmaîne).
Hicr 15 /93 Yapmakta oldukları şeyleri.
عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Ammâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Hicr 15 /94 Sen, emrolunduğun şeyi açıkça bildir ve müşriklere aldırış etme.
فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ
Fasda’ bi mâ tu’meru ve a’rıd anil muşrikîn(muşrikîne).
Hicr 15 /95  Şüphesiz o alay edenlere biz sana kâfiyiz
إِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِئِينَ
İnnâ kefeynâkel mustehziîn(mustehziîne).

Hicr 15 /96 Ki onlar  Allah'la birlikte başka ilah edindiler. Yakında bilecekler.
الَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللّهِ إِلهًا آخَرَ فَسَوْفَ يَعْمَلُونَ
Ellezîne yec’alûne meallâhi ilâhen âhar(âhara), fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).
Hicr 15/97 Andolsun ki; Onların söyledikleri sebebiyle gönlünün daraldığını kuşkusuz, biliyoruz:
وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
Ve le kad na´lemü enneke yediyku sadruke bima yekulun
Hicr15/ 98 Öyleyse Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ السَّاجِدِينَ
Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sâcidîn
Hicr 15/ 99 Ve sana yakin ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et.
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder